Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Muğla İl Sağlık Müdürlüğü
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

Ebelerimizin Başarısı…

Güncelleme Tarihi: 28/12/2017

Ebelerimizin Başarısı…

 

Ebelerimiz 2. Uluslar Arası Gebelik Doğum ve Lohusalık Kongresinde…

 

Ankara’da 1-3 Aralık 2017 tarihinde düzenlenen 2.Uluslar Arası Gebelik Doğum Ve Lohusalık Kongresi’nde Kadın Doğum Kliniği Ebelerimizin Hazırlamış Oldukları Bildirileri Poster olarak yayınlanmıştır.

Ayrıca Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Eğitim ve İdari sorumlusu Prof. Dr. Ahmet Akın Sivaslıoğlu tarafından da katılımcılara “Gebelik ve Cinsel Yaşam” konulu kurs verilmiştir.

POSTER METNİ

ARTAN SEZARYEN ORANLARININ AZALTILMASINDA EBELERİN ROLÜ (THE ROLE OF MİDWİVES İN REDUCİNG THE RİSİNG RATES OF CESAREAN SECTİON )

*Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Doğum Kliniği

 

ÖZET

Sezaryen bir karın ameliyatıdır. Batın boşluğuna girilip rahim açılarak bebeğin doğurtturulduğu bir yöntemdir. Bu yöntemi seçmeden önce bilinmesi gereken batın ameliyatının ve narkozun içerdiği tüm risklerle karşılaşılabilir. Tüm dezavantajlarına rağmen günümüzde sezaryen oranları son otuz yılda hemen hemen tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızlı bir artış göstermiştir. Cerrahi bir girişim olan sezaryen, gerekli olduğunda anne ve bebek için yaşam kurtarıcı olmakla birlikte, vajinal doğum ile karşılaştırıldığında maternalmortalite ve morbidite hızını artırmaktadır. Ayrıca ülke ekonomisine yük getiren bir girişimdir.

Tüm sağlık çalışanlarının özellikle de gebeler ve aileleriyle en fazla etkileşimde olan ebelerin sezaryenle doğum oranlarının azaltılmasında önemli rolleri vardır. Bu derlemede sezaryen doğumun Türkiye’deki oranlarından başlanarak, sezaryen doğumun tercih edilme nedenleri, sezaryen doğumun azaltılmasına yönelik yaklaşımlar ve sezaryen doğum oranlarının azaltılmasında ebelerin rolleri üzerinde durulması amaçlanmıştır.

 

GİRİŞ

Vajinal doğum milyonlarca yıldır insanların kullandıkları bir doğum şeklidir. Yeterli destek ve uygun müdahale ile doğum eylemi başarılı bir şekilde gerçekleşebilmektedir. Ancak baş-pelvis uyuşmazlığı, bebeğin duruş bozuklukları, fetaldistres, zor doğum (distosi), iri bebek, geçirilmiş sezaryen gibi durumlarda doğumun vajinal yolla gerçekleşmesi anne veya bebek açısından riskli olabilmektedir. Böyle durumlarda riski ortadan kaldırmada bebeğin sezaryen doğum ile doğurtulması tercih edilmektedir. Anne ve bebek açısından önemli olan, bu sürecin her ikisi içinde sağlıklı bir şekilde sonuçlanmasıdır.

 

Türkiye’de sezaryenle doğum oranı giderek artış göstermiştir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırma (TNSA) verilerine göre 2008 yılı için %37 olan genel sezaryen oranının 2013 TNSA’da %48’e yükseldiği bildirilmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Ege bölgesinde ise 2002 yılında %26 olan sezaryen oranının 2014 yılında %62’e yükseldiği belirtilmiştir. Türkiye’de yapılan hastane tabanlı bazı çalışmalarda da sezaryen oranının giderek arttığına işaret etmektedir. Kahramanmaraş’ta yapılan bir çalışmada 2004 yılında %34.4 olan sezaryen oranının 2006 yılında %40.2 ’e ulaştığı, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan çalışmada 2002 yılında %37.7 olan sezaryen oranının 2007 yılında %51’e ulaştığı saptanmıştır. DSÖ’nün maksimum olarak belirlediği %15 oranından oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Dolayısı ile sezaryen doğum oranındaki artışın anne ve yenidoğana getireceği riskler göz önüne alındığında, sezaryen oranını azaltmaya yönelik sağlık politikalarına acilen gereksinim olduğu görülmektedir.

 

SEZARYEN ORANLARININ ARTMA SEBEPLERİ

 

Bir kadın gebe kaldığında eğer koşulları uygun ise ve bir kadın doğum uzmanı tarafından izleniyorsa; bazen doğum ağrısından, bazen de daha kolay geldiğinden normal doğum yerine “sezaryen” adı verilen bir ameliyatla doğumu gerçekleştiriyor.

  • Prenatal tanı yöntemlerinin gelişmesine bağlı sezaryen endikasyonlarının artması
  • Sezaryen ile doğumun daha güvenli olduğu düşüncesi
  • Hekimin doğum zamanlaması ve doğum süresini belirleyebilmesi
  • Normal doğum sorumluluğunun hekim üzerindeki baskısı
  • Doğum ağrısı ve yönlendirmeye bağlı gebenin istemi olarak özetlenebilir.

Bazı çalışmalara göre ailenin sosyo-ekonomik düzeyinin yüksekliği, annenin öğrenim düzeyinin yüksekliği, anne yaşının ileri olması, özel sigortalı olmak sezaryen oranını artırıcı yönde etkili olarak görülmüştür. Erkek fetuslarda sezaryen oranının yüksek olduğunu gösteren bir araştırma da vardır. Ülkemizde sezaryen oranlarının düşürülmesi doğrultusunda;

  • Doğuma hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılmalıdır.
  • Ailelere birebir destek verecek ve onları doğuma hazırlayacak ekipler oluşturulmalıdır.
  • Doğumda ihmal ve komplikasyon durumlarının net olarak ayrılabildiği yasalar çıkmalıdır.
  • Doğumda ekip çalışmalarına geçilmelidir.( hekim-ebe)
  • Doğumda ebelerin aktif görevlendirilmeleri sağlanmalıdır.
  • Hizmet içi eğitim kapsamında bilgilerin düzenli aralıklarla teorik ve pratik olarak güncellenmesi sağlanmalıdır.
  • Sağlık bakanlığının “anne ve bebek dostu hastane” kavramı yaygınlaştırılmalıdır.

 

SONUÇ

 

Anne ve bebek için bazen yaşam kurtarıcı olan sezaryen ameliyatının endikasyonları çok geniş tutulmakta bu da sezaryen oranlarında bir artışa neden olmaktadır. Ebeler gebe kadınları gebeliği süresince yakından değerlendirirken bilgi gereksinimlerini de göz önünde bulundurmalıdır. Eğitim hizmetini gebelerin /çiftlerin doğum şekilleri konusunda sahip oldukları bilgi düzeylerine ve bilgilerindeki eksikliklere göre planlamalıdır. Tüm seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini anlatmalı ve çiftlerin/ gebenin kendisi için uygun yöntemi seçmesine yardımcı olmalıdır. Gebe kadının doğum eylemine ilişkin korkularını, endişelerini paylaşabilmeli, duygularını ifade edebileceği ortamları oluşturmalıdır. Doğum eylemi sırasında da kadının yanında bulunmalı, ihtiyacı olan bakımları vermeli, eylemle baş etmede olumlu geribildirimler vererek kadını cesaretlendirmeli, eyleme kadının aktif katılımını sağlamalıdır.

*EBE BAHAR BAŞKONYALI *  EBE DİLEK ÇELİK

 

KAYNAK

  • Coşkun A, Köstü B, Ercan Ö, Kıran H, Güven MA, Kıran G. Kahramanmaraş il merkezinde 2004 ve 2006 yıllarındaki doğumların karşılaştırılması. TJOD Dergisi 2007;4: 168-172.
  • Littleton LY. Maternal, NeonatalandWoman’sHealthNursing. New York: DelmarThomson Learning, 2002.
  • Park CS, Yeoum SG, Choi ES. study of subjectivity in theperception of cesareanbith. NursingandHelathSciences 2005;3-8.
  • Konakçı S, Kılıç B. Sezaryen ile doğumlar artıyor. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi 2002;8(11):286-88
  • Radobugh S. Cesareanbirth: reducingincidencewhileimpowimgOutcomes. AWHONN 1999;3(1):29-34.
  • Rosen M, Dickinson j. Vajinal birthaftercesareansection: meta-analysisforindicators of success. ObstetricsandGynecology 1990;76:865-69.
  • Yılmaz M, İsaoğlu Ü, Kadanalı S. Kliniğimizde2002-2007 yılları arasında sezaryen olan hastaların incelenmesi. Marmara MedicalJournal 2009;22(2);104-110
  • Gül A, Şimşek Y. “Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde 1996-1998 yılları arasında sezaryen oranı ve endiksayonları”, Perinatoloji Dergisi, 1998, vol6: 10-12.
  • Seven M, Özyurt ON, Karacaoğlu MÜ, Çelikdelen B, Savan K, Yıldırım B. “Sezaryen oranları, endikasyonları ve perinatalmorbidite-mortalite “, Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 1997/vol 11: 112-115.
  • Burns LR, Geller SE, Wholey DR. Theeffect of pyhsicianfactors on thecesareansectiondecision. MedCare 1995 Apr;33(4):365-82
  • Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü. Ankara: 2013.
  • Sağlık İstatistikleri Yıllığı. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü. Ankara: 2015.

 

Kadın Doğum Kliniği Ebelerimizi tebrik eder başarılarının devamını dileriz…